MUGLA KARADENİZLİLER DERNEGİ
  Karadeniz Şiirleri
 

Karadeniz
Göklere aynasın, bulutlar senin,
Bir ufak meltemle ürperir tenin.
Fırtına, türküsü enginlerinin;
Köpük, sularının perisi, deniz!

Gemiler görünmez dalga çığında.
Bir hınç uğultusu var çığlığında,
Duru sabahların gün ışığında,
Serili bir kaplan derisi deniz!

Kıyın yeryüzünün cenneti bize,
Koylar sıra sıra, dağlar diz dize,
Giresun, Görele, yemyeşil Rize,
Siyah sularının perisi deniz!


SELAM TRABZON'UMA! - Mahmut GOLOĞLU

Selâm Trabzon'uma!
Dört köşe kalesine, kargalaklı yalısına
Maranzul incirine, dutuna, karayemişine
yokuşuna, inişine selâm!

Selâm Trabzon'uma!
Dizi dizi küleklerine
Evleklerine, mereklerine
Anderin kaybanası enüklerine selâm!

Selâm Trabzon'uma!
Dolamaç dolamaç yollarına
Tel tel kuymağına
Hamsili kayganasına, lazuttan bazlamasına
Kumuluna, kanzilisine,
Zanusuna, zinosuna, ziziline selâm!

Selâm Trabzon'uma!
Trabzon'un uşağına
Kaytanına, kuşağına
Zıpkasına, mintanına, kukulasina
Çülkisine,çapulasina
Horonina, kemençesine, yayına
Funduğina, misirina, çayına selâm!

Selâm Trabzon'uma!
Gönülde yaşatıp göremediğim
Yoluna bakıp gidemediğim
Hali nicedir bilemediğim
Damına, tarabasına,
Ağasına, marabasına.

Karakaşlısına, gözü yaşlısına
Erine, yiğitine, kocamışına
Sakalı tel tel, saçı yeni bitmişine
Yedisinden yetmişine
Yürek dolusu selâm!

TRABZON VE YÖRESI - Hasan KÜÇÜK

Liman dolu, açıkta gemiler demirlemiş,
Balıkçılar ağları toplayıp temizlemiş,

Martılar narin narin kanat vurur dolanır,
Deniz üstüne doğru bir uçak havalanır.

İçte Meydan, Atapark, hele sahil parkları,
Tünel kayalarının yok kaleden farkları.

Hışıltıyla yükselir kalbur kalbur dalgalar,
Meydan okurcasına kayaları çalkalar.

Tarihi okur bize kalesi, kilisesi,
Atatürk'ü n köşkünde cumhuriyetin sesi.

Kalkanağlu pilavı Osmanlı 'dan bu yana
Kilo ile satılır, rastlamadım doyana.

Of, Sürmene, Araklı Yomra'yla sıralanır,
Akçaabat, Vakfıkebir, Beşikdüzü'ne varır.

İki ufak kazayı es geçmedik arada,
Arsin'le İskefiye kıyıdaki sırada.

Şalpazarı 'yla Tonya, Maçka ile Çaykara,
Düzköy'le Köprübaşı düşerler arkalara.

Sahilden içeriye uzatırsan yolunu
Görürsün yeşil rengin türlü türlü tonunu.

Şu Uzungöl'e bir bak cennet gibi her yeri,
Sümela Manastı bir tarih şaheseri.


Vadilerdeki sular çağlayarak akarlar,
Ormanlar küme küme birbirine bakarlar.

Mahalleler köylerle mezrelere dayanır,
Uzakta yaylalarım sanki sise boyanır.

Karadağ , Beypınarı , Kadırga yaylaları
Şenlikleriyle coşan gözde panayırları

Kemençe bir sevdadır, sesini duyan dinler,
Davulun sesi ile dersin o dağlar inler;

Horonlar halka halka, kıvrak kıvrak oynanır,
Orda insan kendini gökte, bulutta sanır.

HORON - Özer GENÇ
Mısır,fındık, çay toplayan kızların
Ağları ve denizi kucaklayan balıkçıların
Alınterinden
Gurbet yolu gözleyen kadınların gözyaşlarından
Kavuşmamış yüreklerin yasından
Ve rüzgarla bulutun doruklardaki sevdasından doğan
Bir ırmaktır horon...

Denizin laciverti
Gökyüzünün mavisi akı birleşir
Dağlardan ve denizden sızan koku birleşir
Eller değildir birleşen
Yürekler birleşir
Coşku birleşir

Eğer onun ruhunun devinimini yakalayabilirsen
Hüznü çoşkusunda gizli
Karadenizli gibi

Kimi duygulu dingin
Kimi coşkuyla köpürerek
Dağlardan inip
Ovaları geçerek
Denize doğru akarsın
Zamanın nasıl geçtiğini bilmeden
Dalga olursun köpük olursun

Denizle bir olursun
Kaygılardan uzak
Özgür olursun

ZONGULDAK'TA

Emek nedir bilmediysen
Alın teri silmediysen
Nasırlı el görmediysen
Gel görüver Zonguldak'ta

Türkiye mi inşa eden
Demire can veren neymiş
Cevher neymiş, maden neymiş
Gel görüver Zonguldak'ta

Yer altına inmek neymiş
Hele kömür kazmak neymiş
Onun için ölmek neymiş
Gel görüver Zonguldak'ta

Dere siyah akmaz dersen
Bilmediysen, duymadıysan
Acep nasıl olur dersen
Gel görüver Zonguldak'ta 


ZONGULDAK'IM
Altın elmas, üstün yeşil
Her bir yanın ışıl ışıl
Nasıl anlatsam seni nasıl
Bir başkasın Zonguldak'ım

Bir kez yolun düşülmesin
Bir de suyun içilmesin
Ayrılması zordur senden
Bir başkasın Zonguldak'ım

Bel-bereket ürünleri
Bazen hırçın, bazen durgun
O masmavi Karadenizinle
Bir başkasın Zonguldak'ım

Kapuz'da var plajların
Sahil boyu gezi yolun
Gökgöl'de turistik mağaranla
Bir başkasın Zonguldak'ım


BOLU YOLLARINA

Solgun güneşin son ışıkları
Vurur mavi denizin sularına
Koca ağaçların kuru yaprakları
Kızıllaşır dökülür Bolu yollarına

Bir ahenkle salınır dallar
Alacakaranlığın sessizliğinde
Yapraklarla örtülen topraklar
Hep bir yakarışın eşiğinde

Bir martı süzülür mavi gökte
Havalanır bir şahin tümsekten
Bütün insanları bir yürekten
İnanarak dökülür Bolu yollarına

Koca meşeleri çınarlarıyla
Mis kokan çam ormanlarıyla
Göğe uzanan selvileriyle
Sıralanır dökülür Bolu yollarına 


SİNOP TÜRKÜSÜ

Hiç kesilmez şu Sinop’un rüzgârı
Hem baharda eser, hem de yazları
Doldurur gözlere, kumu tozları
Sinop seni yeller alsın götürsün

Sinop kalesinden deniz görünür
Yağmur yağar, her yer sise bürünür
Bahar gelir, yeşillere sarınır
Sinop seni eller alsın götürsün

Sinop’un yolları hep çakır çukur
Arabalar gider takır da tukur
Sinop’un elinden çektiğim nedir
Sinop seni yollar alsın götürsün 


Güzel Sinop'um...
Analar yavruyu kucaklar gibi
Sar beni güzelim, güzel Sinop'um
Yüreğe kurulu bir sevda gibi
Bekle beni canım, güzel Sinop'um.

İçime nakış nakış dokundu sevdan
Gözümün önünde tüter durursun
Sarıkum, Hamsaroz, Akliman derken
Surlarına selam söyle Sinop'um.

Ayancık gözümü açtığım yuva
Erfelek şelaleler saklar koynunda
Çangal Dağlarında Akgöl'ü duy da
Yatağında rahat uyu Sinop'um.

İç liman-dış liman iki yanında
Karadeniz taşar dört bir yanında
Boyabat'ta, çeltik tarlalarında
Gerze'den yüzünü göster Sinop'um.

Türkeli, Durağan yavrumuz bizim
Saraydüzü, Dikmen canımız bizim
Sana feda olsun, kanımız bizim
Yüreğinde bizi sakla Sinop'um
Atamdan armağan güzel Sinop'um...


 
  Bugün 3 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!  
 
ADRES: MUSLİHİTTİN MAHALLESİ CAMCI SOKAK CAMCI ÇIKMAZI NO: 32 - 48000 -MUĞLA (TİCARET LİSESİ ARKASI İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BİTİŞİĞİ) TEL: 214 55 61 Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol